Kütüphanenin devasa kubbesinden süzülen mavi ışık, ortadaki astral kürenin etrafında dans ediyordu. Vane hâlâ zaman kilidinin altında kıpırdayamazken, Lyra ise iradesini kullanarak bu büyü alanına direnmeye çalışıyor, parmak uçlarındaki simyasal sıvıyla kalkan oluşturuyordu.
"Sınav mı?" dedi Kaelen, kararlı ama gergin bir sesle. "Ne sınavından bahsediyorsun sen? Babamı serbest bırakın!"
Gri cüppeli adam asasını yere vurduğunda, Kaelen’in ayaklarının dibindeki taş zemin parladı ve bir an için geçmişe ait sahneler gözünün önünden film şeridi gibi geçmeye başladı. Çocukluğunda babasıyla harita çizdiği o sıcak oda, babasının masasının üzerindeki kahve fincanı, dükkandaki neşeli günler... Ve ardından babasının kaybolduğu o soğuk gece.
"Zaman, pişmanlıkların ve keşkelerin toplamıdır, genç haritacı," dedi cüppeli figür, yankılanan sesiyle. "Eğer babanı kurtarmak istiyorsan, bu kütüphanenin kalbine girip geçmişteki o hatayı, babanın dükkandan ayrıldığı o geceyi değiştirmelisin. Ama bil ki, geçmişi değiştirmek bugünü tamamen yok edebilir."
Kaelen donakaldı. Beyni bir an için durdu gibi oldu. Geçmişi değiştirmek... Babasının gitmesini engellemek. Her çocuğun hayali, her evladın en büyük arzusu buydu. Ama bunun karşılığında tüm evrenin, Solaria’nın ve hatta Lyra ile Vane’in varlığı silinebilirdi.
"Bunu yapamam," dedi Kaelen başını sallayarak. Gözlerinde yaşlar birikti ama sesi kararlıydı. "Geçmiş, yaşanmış ve bitmiştir. Hatalarımızla, kayıplarımızla biz varız. Babamı geri istiyorsam, bunu geçmişi manipüle ederek değil, bugünün sorumluluğunu alarak yapmalıyım!"
Cüppeli adamın yüzündeki gölge hafifçe aralandı; dudaklarında onaylayan ama hüzünlü bir gülümseme belirdi. "Doğru cevap, Kaelen Alistair. Çoğu insan bu tuzaktan kaçamaz, geçmişin bencil çekimine kapılırdı."
Adam asasını kaldırdığı anda Vane üzerindeki kilitli büyüden kurtuldu ve yere kapaklandı. "Neler oluyor, neyse ki nefes alabildim!" diye soludu Vane, kalkanını kavrayarak.
Kütüphanenin derinliklerinden, ışıklar içinde yürüyen yorgun ama tanıdık bir silüet belirdi: Alistair. Kaelen’in babası, elinde kendi pusulasıyla oğluna bakıyordu.
"Baba!" diye bağırdı Kaelen ve koşarak babasına sarıldı.
Alistair oğlunun sırtını sıvazladı ve gülümsedi. "Sınavı geçeceğini biliyordum oğlum. Ama tehlike henüz bitmedi; Chronos Muhafızları’nın başrahibi buraya, uyanış odasına doğru geliyor. Artık duramayız, hep birlikte kaçmalıyız!"
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.
Henüz yorum yok.